Cumartesi, Aralık 01, 2012

Öküze Mektup


Herkesin dönüp dolaşıp sığındığı bir liman, kendini içinde güvende hissettiği bir kalesi var. Ben geçmişime ait tüm limanları yıktım, tüm kalelerimi yaktım. Benim ne sığınacağım bir liman ne de içinde kendimi güvende hissedeceğim bir kale var artık. Kolay olmadı bunu başarmak. Çünkü her insan birilerine sığınmak, kendini güvende hissedecek bir kale ister hayatında. Ben artık istemiyorum. Sürekli geçmişimi deşmek istemiyorum. Bu geçmişimi reddetmek değil kesinlikle. Aksine kabullenmek belki de. Kabullenmek ve onu olduğu yerde rahat bırakmak.

Sevgili Öküz;

Görüşmediğimiz süre içinde ben çok değiştim. Eskiden olduğu gibi dizlerinin dibinde oturup saatlerce aile albümlerine bakan Zeynep değilim ben artık. Kedi gibi mırıl mırıl etrafında dolaşan Zeynep değilim ben artık. Bundan sonra benden olsa olsa bir kaplan olur her an saldırmaya hazır. Hatta o bile değil artık. Senden ilgi bile beklemiyorum. Değil ilgi; benimle konuşmanı bile istemiyorum ben artık.

Planlar yaparken beni dahil etme artık o planlarına. Yıllardır tepkimi ölçmek için söylediğin yalanları söyleyip gözlerimin içine bakma. Çünkü umurumda değiller. Benden seni ailene karşı korumamı bekleme artık. Senin için çeşit çeşit tatlılar yapmamı bekleme benden. Sana çaktırmadan iltifat etmemi, egonu okşamamı bekleme artık. Saçma sapan espriler yapıp bana takıldığında utangaç bir tavırla susmamı bekleme artık. Bütün gece seni dinlememi bekleme benden. Çünkü o anlattıkların artık ilgimi çekmiyor. Ailemle planlar yapıp benim de dahil olmamı bekleme. Gelmeyeceğim. Yapacağın tehlikeli şeyleri anlatıp da benden endişelenmemi bekleme. Gülüp geçince kızma bana. Çünkü onlar da umurumda değil. Güzel anılarımızı hatırlatıp bel altından vurmaya kalkışma. O güzel anıları kirletme. Sen konuşurken telefonumla oynayınca kızma bana. Hiçbir şeye tepki vermeyince çocuk gibi kızdırmak için saçma sapan laflar etme. Daha fazla küçülme gözümde. Konuşurken gözlerini bana dikip de sana bakmamı bekleme benden. Bana öyle sarılma artık. Tenime dokunma artık. Her şeyimi beğenip de saçma sapan iltifatlar etme bana. Bunların hiçbirini istemiyorum ben artık. Bana “prenses” deme artık. Yaptığım yemekleri vs beğenerek elli defa “ellerine sağlık” deme artık bana. Mümkünse benimle hiç konuşma hatta.

Bu dillendirilmeyen ama yıllardır herkesin bildiği şeyde, kendini başkalarının gözünde aklamak için uğraşma. Herkesin gözünde kendini aklasan, hatta kendi vicdanında aklasan bile ben gerçeği biliyorum.

O gece arabaya binmeden önce söylediklerin ve kardeşimin düğününde yaptıklarından sonra kendini haklı çıkaramazsın. Sen kardeşimin düğününde son şansını da kaybettin. Bunu ne zaman anlayacaksın acaba. Tüm çabaların boşuna artık.

Yaklaşık otuz yıldır süren bu gizli anlaşmayı, dillendirilmeyen bu durumu artık sonlandırıyorum. Bu otuz yılda senin için yaptıklarımın hatırına senden tek bir şey istiyorum. Hatanı ister kabul et ister etme ama artık beni azat et. Öyle kırıldım ki, “affettim” desem bile geçmeyecek ve acısını çıkaracağım bir şekilde yıllar sonra da olsa. Buna izin vermemek için beni azat et. Kendini aklamaya uğraşma. Ya da uğraş istiyorsan. Ben biliyorum haklı olduğumu. Artık bitmesi gerektiğini de biliyorum. Hoşça kal canım Öküz’üm. Çocukluk aşkım, gençlik aşkım… Hayatım boyunca her görüşte hayatımda kimin olduğuna aldırmadan aşık olduğum adam. O gece bana o sözleri söyleyen ve kardeşimin düğününde muhteşem öküzlük performansı sergileyen adam. İzin ver artık gideyim. Herkesi başka sevdim ama seni daha da başka sevdim. Keşke o talihsiz sözleri söylemeseydin ve o talihsiz hareketleri yapmasaydın. Ben yine kedi gibi mırıl mırıl dizlerinin dibinde oturur, saatlerce tek kelime bile etmeden seni dinlerdim. Ama artık istesem de yapamıyorum. İzin ver artık bana. Huzur bulduğum nadir yerlerden birini bana zindan etme artık. Küçük mucizemle bana bir şans ver. Benden bu kadar Öküzüm. Adını duyduğumda kalbim deli gibi atan öküzüm. İlk aşkım, çocukluk aşkım, gençlik aşkım, hayatımın aşkı… Ben çoktan gittim ve anla artık bunu.

Hiç yorum yok: