Sürekli algılarımın açık olduğunu ve olan bitenin dışında olmadığımı, hayatın tam da göbeğinde olduğumu düşündüğüm bir anda sarsıldım bugün maillerimi kontrol ederken. Buraya geleli ne kadar zaman olduğunu düşündüm önce. İki aya yakın bir zaman olmasına rağmen "alışabildin mi" sorularına nasıl cevap vereceğimi bilemiyorum. Çünkü cevabı bilemiyorum. İşin açıkçası bu tür konuları düşünmüyorum bile. Evime alıştım mı? Alışmışımdır herhalde. Sadece yatağıma alıştığımı biliyorum çünkü artık geceleri kesintisiz bir şekilde uyuyabiliyorum; hem de hemen hemen yatar yatmaz uykuya dalıyorum. Kabus görmüyorum bu iyiye işaret. Ama rüya da görmüyorum. Ölü gibiyim uyurken sanki. Dünya duruyor. Ne rüya, ne kabus, ne de gürültü... Hiçbiri yok. Yalnız düşecek gibi olursam uyanıyorum. Bunlar iyiye mi işaret bilemiyorum. Duygularımı mı körelttim bilemiyorum.
Uzunca bir zaman sonra ilk kez bu haftasonu Ankara'da kendi kendime oradan oraya giderken farkına vardım ki artık hiçbir yeri benimsemiyorum. Sürekli yeni bir çevrede yaşıyorum. Etrafı seyretmek hayatımın olağan bir ritüeli. Tanıdık bir yerler ya da tanıdık kişiler görmek yok. Onları görmenin umudu da yok. Artık yeni yerler keşfetmenin heyecanı da yok üstelik. Hiçbir yere ait değilim. Öylece savrulup gidiyorum.
İşyerimde yaptığım anlamsız çizimden sıkılıp da maillerimi kontrol etmeye başladığımda da birşey düşünmüyordum. Kızlardan gelen mailleri okudum. Birisi doğum gününe davet ediyor. Ki sabah da uzunca bir konuşma yapmıştık kendisiyle. O konuşma da okuldan ne kadar uzaklaşmış olduğumu gösterdi bana ama üzerinde fazla durmadım tabii. Birisi her zamanki gibi resmi sayılabilecek bir dille geleceğini bildirmiş. Bir diğeri her zamanki gibi esprili bir cevap vermiş. Arada kendi verdiğim cevaba gözüm takıldı. Gidemiyordum. Yol daha kısa sürseydi belki. Karşılığında çeşitli avuntu sözleri... İzmir'de olsam mutlaka giderdim. Ama farkına varamadığım şey bunun kaçırdığım tek doğum günü olmadığıydı. Geçen gün doğum yapan arkadaşımı da telefonla kutladım. İzmir'de olsam doğuma bile giderdim. Kimbilir bebek ne kadarlık olacak ilk gördüğümde. Kimbilir kaç doğumgünü, kaç bayram, kaç toplantı, kaç gezi kaçıracağım. Orada hayat dolu dizgin devam ederken, ben hep farklı bir yerde olacağım. Arkadaşlarım evlenecekler. Belki çocukları olacak. Zamanla kayıplar da olacak. Ama ben hep uzaktan izleyeceğim onları. Artık buradayım ve bunu algılamam gerekiyor. Yeğenim için uzaklardaki halayım, bazı tatillerde görüşülen, büyürken yanında olmayan. Peki ya babam! Yine de tüm bunlara rağmen "değer miydi?" diye düşünmüyorum. Çünkü biliyorum ki olması gereken buydu. Nasıl olduğuna karar veremediğim bir hayatım var artık. Şimdilik mutluyum galiba. Ya da bunları düşünmediğim için mi mutluyum bilemiyorum.
İzmir'de kaçırdığım onca şeyin yerine buralarda birşeyler koymak lazım. Buradaki içe kapanıklığa, kasvete ve olumsuzluğa asla yenilmeyeceğim ve İzmir'de nasıl yaşıyorsam burada da öyle yaşayacağım mümkün olduğu kadar. Dünya umurumda değil. Ben artık tek başımayım ve daha özgürüm burada. Yapmayı isteyip de yapamadığım herşey için artık şansım ve imkanım var.
Sonunda farkındaliğıma kavuştum mu yoksa yapacaklarımla üstünü mü örttüm anlayamadım ama daha iyiyim, daha umutluyum :)