Pazar, Eylül 27, 2020

Neden Diyalog Yazamıyorum!



Bir süredir üzerinde çalışmaya çalıştığım bir öykü var kafamda. Teması güzel, kurgu sağlam, öykü etkileyici... Tarafsız olacaklarını düşündüğüm iki arkadaşıma anlattım. Beğendiler. Hatta sonu bile hazır öykünün. 

Gel gör ki öykünün diyaloglar üzerinden yürümesi gerekiyor. Aralıksız ve düzgün konuşma kapasitesine sahip olan bendeniz iki tümceyi bir araya getirip de diyalog yazmayı beceremiyorum. Fikir bir aydır hazır. Hatta detayların çoğu da hazır. Ama yazamıyorum. Bu akşam oturdum düşündüm. 

 -Neden yazamıyorum kafamda hazır olan şeyi? 

Bir süre sonra cevap geldi tabii ki. 

-Diyaloglar yüzünden yazamıyorsun başka bir açıklaması yok. 

-Peki neden ben diyalog yazamıyorum? Çok asosyal olsam, konuşmaktan pek hoşlanmasam, gözlem yeteneğim de olmasa ya da ne bileyim dinlemeyi bilmesem.... 

İhtimalleri sıralayıp durdum kafamın içinde. Bunca düşünceye boğulunca tabii zihnim bunalmış olacak ki hemen başka taraflara kaymaya başladı. 

-Uzun süredir aşık olamıyorum ondan bence. Çünkü çok güçlü duygular hissettiğimde daha rahat yazıyorum. Öfke krizleri, aşırı kırgınlıklar falan da yok. 

-Aslında bir aşık olsam olay çözülecek. Ama olmuyor. Olmuyor mu ki gerçekten? Yoksa çok yorulduğum için hissettiklerimi gözardı mı ediyorum artık? Bir sefer daha parçalara ayrılıp sonra da o parçaları tek tek toplayıp derme çatma bir şekilde bir araya getirmekten mi yoruldum? Yorgun olduğum doğru, çünkü çok ciddi sıkıntılar yaşıyorum son zamanlarda psikolojik olarak. 

-Hayatımın odak noktası belki de ilk kez bu kadar kendimim. Kendimle ilgili bir sürü deneme ve çalışma yapıyorum. Daha doğrusu yapmak zorundayım. Yapmazsam geri dönüşü pek mümkün olmayan (ya da çok karamsar olmayalım geri dönüşü çok zor olan) bir noktaya doğru yaklaşan bir çığ gibiyim. 

Yeniden kurmaya çalıştığım dengeyi bozacak her şeyden kaçınıyorum. Nereye kadar kaçınacaksam artık! Maalesef ki bazen hayat ne kadar kendi kabuğumuza çekilmeye çalışsak da her zaman o kabuğun zayıf bir noktasını bulup içeri sızıyor. Sonra o sızıntıya takılıveriyor aklın işte. 

Tam çalışırken diyorsun ki; 

-Evlenme konusunda kararlıyım. Bu sefer birisi olunca öyle fazla uzatmayacağım. 
-Ben de aile olmak istiyorum artık. 
-Ben artık yalnız yaşamak istemiyorum çok da aile olmakla ilgili değil galiba. 
-Orası öyle. Ben de öyle istiyorum. Zaten düğün tarihini aldım. Ama işte küçük bir eksik var; gelin. 
-hahahaha evet ben de damat eksik işte. . . 
.
.
.
.
Böyle başlayıp biten bir diyalogdan sonra uzun sessizlikler. Gel de şimdi bunca saçmalık arasında diyalog yaz. Bunu ben yazsaydım eğer şöyle devam ederdi büyük ihtimalle; 

-eeee tamam işte. Biz evlensek ya! 
-Gerçekten yaaa neden olmasın. 

Değil diyalog tamamen mi yazmaktan vazgeçsem ben acaba! Ya da kimseyle diyaloğa mı girmesem? Bence hayatımdaki diyaloglar çok anlamsız ve tuhaf olduğu için yazamıyorum ben.