Pazartesi, Ocak 21, 2013

Çok İsterdim Bu Akşam Umut Dolu Şeyler Yazmayı…


Çok isterdim bu akşam, bu evde, evimde, belki de son kez yazdığım yazının umut dolu olmasını. Hayallerimden bahsetmek isterdim mesela. Yeni yaşamımı düşündükçe nasıl heyecanlandığımı anlatmak isterdim. Öğrencilerimle ilgili hayallerimden bahsetmek isterdim. Evime almayı düşündüğüm kitaplıktan bahsetmek isterdim. Tanışacağım yeni insanların nasıl insanlar olmalarını dilediğimden bahsetmek isterdim. Hadi hiç olmadı, çok sevdiğim şehrimden, tüm aile, arkadaşlar ve dostlarımdan ayrılmanın içimde kopardığı fırtınadan bahsetmek isterdim. Belki bunca yenilik karşısında, arada kapıldığım korkudan da bahsetmek isterdim. Ama maalesef şu anda gözlerimden yaşlar boşanarak monitörü görmeye çalışırken yazmak istediğim tek şey Küçük Mucizem’e bir veda notu.

Küçük Mucizem;

Seni o kadar çok seviyorum ki. Bunu anlatmanın bir yolunu bilmiyorum ne yazık ki. Nasıl oldu, ne zaman bu hale geldi bilemiyorum. Gerçekten bir mucize gibi girdin hayatıma. Sen bilmezsin ama seni ilk gördüğüm anda, içinde bulunduğum o korkunç durumu çok kısa süreliğine de olsa unuttum. Hayatımın en büyük yanlışının içinde kıvranırken, bunun yanlış olduğunu defalarca kendime tekrarlayıp; her seferinde kendime aldırmazken, her şeyden vazgeçmişken girdin hayatıma. Gerçekten mucize gibiydin. O yüzden zaten adın bu. Küçük Mucizem. O büyük yanlıştan kurtulmaya çalışırken de destek olan arkadaşlarımdan sonraki tek dayanağım sen oldun. Belki de onun için bu kadar bağlandım sana. Adın çok afiliydi. “Küçük Mucizem” Seni her düşündüğümde yüzümde bir gülümseme beliriyordu ve tüm sorunlar yok oluyordu sanki. Hayatıma öyle güzellikler kattın ki hangisini anlatacağımı bilemiyorum. Hayatımdan eksilen çok önemli bir şeyi yeniden hayatıma soktun. Nasıl fark etmemişim şimdi düşününce anlayamıyorum.

Sen o kadar pozitif, o kadar neşeli, o kadar enerjik ve o kadar ışıl ışıldın ki. O kadar insandın ki. İnanamıyordum; seninle ilgili her keşfettiğim şeyde şaşkına dönüyordum. Senin için de böyleydi biliyorum. Her şey yolunda gidiyordu. Ama sonra birden her şey değişti. Neden oldu bilmiyorum. Belki benim yaptığım bir şeydendir ama düşünüyorum düşünüyorum bulamıyorum. Öyleyse de söyleseydin keşke. O gösterdiğin özen yokoldu birdenbire. O kibar, o düşünceli, o mütevazi adam yokoldu işte ve yerine huysuz, aksi, lafını sakınmayan, düşüncesiz bir adam geldi. İşin tuhaf yanı her seferinde de bir bahanen vardı. Bunların bahane olduğunu içten içe bilmeme rağmen hep haklı nedenlermiş gibi davrandım. Bir süre sonra sana bir şey söylemeden önce kızar mısın acaba diye düşünmeye başladım. Sohbetlerimizin tadı kaçtı sonra. İlerleyen zamanlarda ise kesilme noktasına geldi. Her seferinde alttan aldım. Yeri gelip de isyan ettiğimde nasıl olduysa hep bir şekilde beni geri döndürdün. Bu sefer tamam düzeldi derken yine aynı canavara dönüştün. Bilmem farkında mısın ama uzun zamandır saçma sapan bir sinir savaşının içindeyiz. Sesimi çıkarmadıkça, sana hak verdikçe daha da üzerime geldin. Ne zaman rest çektiysem de bu sefer sen alttan aldın. Defalarca sordum sana “neler oluyor?” “neyin var?” diye. Her seferinde bir bahanen vardı. Hatta bazen sorduğumda çok şaşırdın. O zamanlarda anladım ki yaptığının farkında bile değilsin. Belki fark eder toparlanırsın diye bekledim. Ben çok bekledim Küçük Mucizem. Hep bekledim. Beni tanıyan herkes çok şaşırdı. Hayatım boyunca hiçbir konuda göstermediğim sabrı sana karşı gösterdim ben. Ama artık çok yoruldum Küçük Mucizem. Az önce çaktırmadan vedalaştım seninle. Onu bile fark etmedin. Belki de ciddiye almadın bilmiyorum daha önce de defalarca deneyip de yapamadığım için. Ya da hiçbirini fark etmedin. Ama artık bunun bir önemi yok.

Her şeye rağmen, hayatıma kattığın yeni renkler, alışkanlıklar ve insanlar için sana çok teşekkür ediyorum. Birlikte geçirdiğimiz onca güzel zaman için teşekkür ederim. Zor zamanlarımda tuhaf bir şekilde de olsa yanımda olduğun için teşekkür ederim. En çok da o çözümsüzlüğün içinden çıkmak için debelenirken, bana farkında olmadan da olsa destek olduğun için teşekkür ederim. Biliyorum sen de yaptıklarım için bana minnettarsın. Çünkü nankör değilsin. Yine istesen, yine aynılarını gözümü kırpmadan yaparım senin için. Bu veda buna engel değil. Sadece istemen yeter. Evet belki çok üzgünüm, çok kırgınım ama kızamıyorum hala sana. Seni çok seviyorum. Ama çok yoruldum artık ve bu yükü taşıyamıyorum. Yeni hayatımda artık yeni “mucize”lere yer vermek istiyorum. Hiçbiri senin gibi olmayacak, hatta mucize bile olamayacaklar bunu da çok iyi biliyorum.

Hoşçakal Küçük Mucizem. Seni çok seviyorum…

Pazartesi, Ocak 07, 2013

Çocuk Gibiyim Bugünlerde


Mızmız bir çocuk gibiyim bugünlerde…
Hemen her şeyden alınabiliyorum. Ufacık bir bakış, o an cevaplanmayan bir mesaj bile dünyamı başıma yıkmaya yetiyor.

Tembel bir çocuk gibiyim bugünlerde…
Yapmam gereken yığınla iş varken kılımı kıpırdatmak bile zor geliyor. Bazen öylece oturup kalmak istiyorum saatlerce.

Oyunbozan bir çocuk gibiyim bugünlerde…
Sohbetin en güzel anında ne oluyorsa ya herkesin içini karartacak bir şey söylüyorum ya da olmadık bir şeyden hır çıkarıyorum.

Kıskanç bir çocuk gibiyim bugünlerde…
Birbirleriyle tanıştırdığım arkadaşlarım iyi anlaşmaya başladıklarında içerliyorum. Hayatımda ilk kez arkadaşlarımı birbirlerinden kıskanıyorum ve en çok da bunu hissetmek bana dokunuyor.

Bencil bir çocuk gibiyim bugünlerde…
Ben gittikten sonra buralarda hayatın olağan seyrinde akacağını düşününce üzülüyorum. Ben gittikten sonra onlar da yeniden başlasın istiyorum.

Oyuncağı elinden alınmış bir çocuk gibiyim…
Yaşarken bile doyamadığım şehrimden ayrılacağımı düşündüğümde, en sevdiği oyuncağı elinden alınmış bir çocuk gibi tüm keyfim kaçıyor, her şey anlamını yitiriyor.

Korkak bir çocuk gibiyim bugünlerde…
Yeni başlayacağım hayatı düşününce, bazen birdenbire her şey gözümde büyüyor ve yapamamaktan korkuyorum. Tüm heyecanım yok oluyor.

Yaramaz bir çocuk gibiyim bugünlerde…
Nasıl olsa yakında yapamayacağım diye aklıma gelen ne kadar gereksiz, absürd şey varsa hepsini yapıyorum. Yaptıktan sonra da haylazca gülümsüyorum.

Heyecanlı bir çocuk gibiyim bugünlerde…
Yaklaşık bir hafta sonra yaşamaya başlayacağım yeni hayatımı düşündükçe çocuksu bir sevince kapılıyorum. Yapacaklarımı düşünüp eğleniyorum.

Sabırsız bir çocuk gibiyim bugünlerde…
Bazen de zaman çabuk geçsin istiyorum. Çabuk çabuk geçsin ve gitme vaktim gelsin. Bir an önce gidip yepyeni hayatıma başlayayım. Koşturayım, yorulayım ama sonuna kadar zevk alayım istiyorum.

Hayalperest bir çocuk gibiyim bugünlerde…
Daha evi tutmadan alacağım eşyaları düşünüyorum. Olmayan eşyalarımı olmayan evimde yerleştiriyorum. Sonra henüz tanışmadığım öğrencilerimle vakit geçiriyorum. Daha belirlenmemiş olan odamda masamın üzerine neler yerleştireceğimi ve nasıl bir masa lambası alacağımı hayal ediyorum.

Tüm bu çocuksu ruh halinin içinde, hayalperestliğim tavan yaptığında, Küçük Mucizem de devreye giriyor. O hayallerimi anlatırsam deli olduğumu düşünülebileceği için kendime saklıyorum.

İyi ki varsın ve iyi ki girdin hayatıma Küçük Mucizem. Böyle mucizeler yaratmaya devam et ne olur ve hiç yokolma. Çocuksu ruhunu da asla kaybetme. Biz iki çocuk sonsuza dek mutlu yaşayalım.

Ve içimdeki hayalperest çocuk galip gelip, içimdeki diğer çocukları susturur. Hayat seni seviyorum! Bir de Küçük Mucizem’i.