Ben artık yetişemiyorum bu hıza. Hayatımda öyle çok değişiklik oluyor ve o kadar hızla gerçekleşiyor ki ben kendim takip edemiyorum. Başkalarına anlatabilmek, yazabilmek en kötüsü de içine sindirebilmek mümkün değil. Çok açken büyük bir hızla yenen hamburger gibi. Ne doyduğunu hissedebiliyorsun ne de midendeki kitleyi ve hissettiğin rahatsızlığı yokedebiliyorsun.
öküz'ün artçı sarsıntıları sanırım artık şiddetini düşürerek ancak gereğinden fazla sıklaşarak devam ediyor. Diyorum ya ben kendim bile yetişemiyorum. Ahmet sendromunu nasıl atlattım gerçekten bilemiyorum. Birşey oluyor ve birden kendimi kelimenin tam anlamıyla gaza gelmiş olarak bulup o sıralar canımı sıkan her kim ya da her neyse onu başımdan atıveriyorum. Sonrasında ise ne gam ne keder, taa ki yeni bir dert edininceye kadar. Artık bu yeni dert aileden birisi mi olur, tez mi olur, iş mi olur aşk mı olur belli olmuyor. Ancak her ne olursa olsun aşk hepsine refakat ediyor sağolsun.
Ciddi bir sorun var artık galiba. Galibaymış!!! Bal gibi biliyorsun işte başın belada. Tehlike çanları senin için çalışyır kızım Zeynep. Şu Candaş'tan bir an önce kurtulmam gerekiyor. Bağlanıyorum yavaş yavaş. Olmaz ki böyle. Hayır anlamadığım şey nasıl her seferinde bu kadar çok laf bulabiliyorum. Ya da bulabiliyoruz. Her gün böyle sonlanmak zorunda mı? Hayır ne bekliyorum acaba? Bağlan Zeynep bağlan. Bir bu eksikti. Bunu hiç denememiştin ya bu da olsun değil mi ama! Gerizekalı olma bu işin dönüşü yok, şakası yok. Bunu yapamazsın. Prensiplerine ne oldu kızım senin? Sana ne oldu? Öküzün etkileri azalmışmış. Buyrun buradan yakın !!!
Hadi Candaş'ı geçtik ya o Raşit ne oluyor! Hiç mi aklın fikrin kalmadı senin. Gözün görmüyor mu. Ama maaşallah kulakların iyi işitiyor Zeynep. Göz var izan var. Zavallı Berna yönlendirdiğim fotogtaf ve videolara baktıktan sonra bir süre kendine gelememiştir herhalde. Her zaman ki gibi kibarca beğenmediğini belirtti. Bense çok ciddiyim canım bu konuda. Fazla didiklemeyeceğim. Eğer istediğim şefkat ve saygıyı gösterirse bana tamam diyip evlenip gideceğim. Sevgi nasıl olsa olurmuş. Ben zaten aşık da olurmuşum hemen. Hiç sorun yok değil mi Zeynep. Varsın uymasın arkadaşlarıma. Saygı duysun yetermiş. Ailelerden hiç bahssetmiyorum bile. Dinlediğin müzik bile farklı dünyalardan. Var ya kızım sen bu Candaş'ı da bu yüzden beğeniyorsun. Bak iki lafına karşı çıksın sert sert nasıl oluyormuş görürsün. Bir saygı ve sefkat manyağı oldun çıktın.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de Noel Baba çıktı yine geçen yılbaşında da olduğu gibi. Neyse onu da sonra anlatırım.
Noel, Candaş, Raşit, Ahmet, Öküz var mı başka? Neyse ki son ikisini yok sayabiliyorumen azından şimdilik.
NOT: Dejavu Noel içindi ama yoruldum yazmaktan.
Salı, Aralık 27, 2011
Salı, Aralık 20, 2011
Hoşçakal Candaş
Ne çabuk "hoşçakal" diyeceksiniz şimdi değil mi? Bundan sonra böyle işte. Bazı şeylerin esrarengiz kalması daha iyiymiş. Yalanla başlayan birşeyin sürmesine gerek yoktur. Hele ki ard niyetli olmaya uygun bir yalansa hiç düşünmemek gerekir. Oysa ki Candaş sen ilerlemiş yaşınla, olgunluğunla, bilginle, tecrübenle bana ihtiyacım olan şevkati verebilecek yegane kişiydin belki de. Belki de ben öyle olsun istemiş öyle hayal etmiştim. Ama sen de kocaman bir yalanmışsın. Artık neden şaşırmıyorum acaba. O kadar yoruldum ki. Yoksa bunu da senin yanına bırakmazdım Ahmet ve Mehmet'e ya da diğer dumb&dumber vakasında yaptığım gibi. Sadece tecrübenden yararlanmaya yönelik çalışmalarda bulunabilirim. Yoksun artık benim için ama bunun nedenini asla bilemeyeceksin. Belki söylediğin yalandan sanacaksın ama o yalanın öyle farklı bir yerinde ki neden, bunu bulabilmen daha doğrusu düşünebilmen mümkün değil. O güzelim bir çift göze hiçbir şey olmasın yeter. HOŞÇAKAL!! (Artık bunu yazmak hiç zorlamıyor beni.)
Pazartesi, Aralık 19, 2011
Yine ne oldu?
Gerçekten anlamıyorum. Bana birşeyler oldu. Hiç birşey yapmak istemiyorum. Sadece oturmak, uyumak, yemek yemek,televizyon seyretmek ve sürekli internette olmak. Sorun nedir anlamıyorum. Herşeyi yapacak enerjim, zamanım herşeyim var. Bense sadece oturup zorunlu olarak yapmam gerekenleri yapıyorum.
Çok hırpalandım sanırım. Zaten dibe de vurdum. Yüzeye çıkmaya çalışıyorum sanki. Yavaş yavaş dibe inmişim demek ki çıkmak da uzun sürüyor.
O noktanın hangi an olduğunu da biliyorum üstelik. Hatta o anı yaşarken bile biliyordum. Bilinmeyecek gibi değil ki. Dibe vurduğum an: Ahmet'in kollarında Ahmet'e deli gibi aşıkken Öküz için ağladığım andır. Bunu o zaman da hissetmiştim. Üzerinden bir haftadan fazla zaman geçti. Hala defalarca aynı anı yaşıyorum. Çok iyi rol yaptım. Ahmet'i kendi taktiğiyle püskürttüm. Kafasını allak bullak ettim. Hem Ahmet hem de Mehmet şimdi ne düşüneceklerini bilmiyorlar bu konuda eğer düşünüyorlarsa tabii. Bernayla bunun yeni bir dumb&dumber vakası olduğuna karar verdik.
Bir de hayatıma girmeye başlayan candaş var ki onu kimseye anlatmayı düşünmüyorum. Hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Zaten birşey olmayacağını da biliyorum. Ama büyük bir zevk işte onunla yazışmak. Kimbilir belki de bu aralar beni kimse ciddiye almadığı ve sadece o beni ciddiye aldığı için hoşuma gidiyordur. Belki de biraz saygı ve şefkate ihtiyacım vardır. Umarım candaş bunları bana verebilir.
Ben ne yaptım kendime? Nedir bu halim? Asıl önemlisi ise daha ne kadar sürecek?
Çok hırpalandım sanırım. Zaten dibe de vurdum. Yüzeye çıkmaya çalışıyorum sanki. Yavaş yavaş dibe inmişim demek ki çıkmak da uzun sürüyor.
O noktanın hangi an olduğunu da biliyorum üstelik. Hatta o anı yaşarken bile biliyordum. Bilinmeyecek gibi değil ki. Dibe vurduğum an: Ahmet'in kollarında Ahmet'e deli gibi aşıkken Öküz için ağladığım andır. Bunu o zaman da hissetmiştim. Üzerinden bir haftadan fazla zaman geçti. Hala defalarca aynı anı yaşıyorum. Çok iyi rol yaptım. Ahmet'i kendi taktiğiyle püskürttüm. Kafasını allak bullak ettim. Hem Ahmet hem de Mehmet şimdi ne düşüneceklerini bilmiyorlar bu konuda eğer düşünüyorlarsa tabii. Bernayla bunun yeni bir dumb&dumber vakası olduğuna karar verdik.
Bir de hayatıma girmeye başlayan candaş var ki onu kimseye anlatmayı düşünmüyorum. Hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Zaten birşey olmayacağını da biliyorum. Ama büyük bir zevk işte onunla yazışmak. Kimbilir belki de bu aralar beni kimse ciddiye almadığı ve sadece o beni ciddiye aldığı için hoşuma gidiyordur. Belki de biraz saygı ve şefkate ihtiyacım vardır. Umarım candaş bunları bana verebilir.
Ben ne yaptım kendime? Nedir bu halim? Asıl önemlisi ise daha ne kadar sürecek?
Perşembe, Aralık 01, 2011
Çok merak ediyorum ;)
Bugün günlerdir süren sessizlik ve durgunluk tuhaf bir şekilde son buldu. Zorunlu olarak hayatıma hareket girdi. (Gerçi dün de böyle zorunlu bir hareket olmuştu. Söz verdiğim için gitmek zorunda kalmış ve makyajsız, gayet pis ve pespaye de olsa doğum yapmak üzere olan arkadaşıma gittim dün akşam Bernayla. Ama dönüşte hayatımdaki hareketsiz durum devam etmişti.) Yurtdışından gelen annemin kuzenini görmeye gittik. Sonrasında da biraz daha kendime geldim. En önemli gelişme de kendime acımayı bırakmış olmam.
Yalnız aklıma takılan bir soru var bugün. Sadece onu düşünüyorum. Ahmet sen biliyor musun acaba? Ama şimdilik bilemezsin. Bugüne dek zorunluluktan ötürü birlikte yatmak zorunda kaldığım kız arkadaşlarım dahil hiç kimsenin yanında rahat, deliksiz ve huzurlu bir uyku uyuyamadım ben. Acaba seninle o özlediğim uykuya dalabilir miyim? Buna takıldı aklım. Ve nedense senin yanında yatarken çok rahat uyurmuşum gibi geldi. Çok saçma değil mi? Zerre kadar güvenmediğim birisinin beni huzura kavuşturacağını düşünmek.
Aman zaten hayat saçma!!
Yalnız aklıma takılan bir soru var bugün. Sadece onu düşünüyorum. Ahmet sen biliyor musun acaba? Ama şimdilik bilemezsin. Bugüne dek zorunluluktan ötürü birlikte yatmak zorunda kaldığım kız arkadaşlarım dahil hiç kimsenin yanında rahat, deliksiz ve huzurlu bir uyku uyuyamadım ben. Acaba seninle o özlediğim uykuya dalabilir miyim? Buna takıldı aklım. Ve nedense senin yanında yatarken çok rahat uyurmuşum gibi geldi. Çok saçma değil mi? Zerre kadar güvenmediğim birisinin beni huzura kavuşturacağını düşünmek.
Aman zaten hayat saçma!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)