Beklenmedik bir anda bir şarkı duyarsın da geçmişe dönersin ya bir anda. Şu anda öyle gerçekten. Yıllardır her duyduğumda tek bir kişiyi hatırladığım şarkı, bu sefer hiç beklenmedik bir şekilde, tamamen bambaşka birisini hatırlattı. İlk cümlesiyle vurdu beni. Şu anda burnumun direğinin gerçekten sızladığına yemin edebilirim (Belki de grip oluyorumdur. Çünkü bu kadar gerçekçi olamaz)
Durup da söyleyemediğim adınsa....
Öyle bir çıkmazın içine girdim ki sonunda buna inanamıyorum. Artık adını anamadığım. Sonumuzun ne olacağını hiç öğrenemediğim.
Güneşimdin sen benim. Öyle çok özledim ki. Ama görsem de herşey o kadar değişti ki. Artık adını bile anamayacağımsın sen. Çünkü yavaş yavaş sonumuzun olmadığını hatta bir başlangıcımızın olmayacağını anlıyorum. (hıh işte yine aynı sızı ve gözlerimdeki buğulanma. Kesin grip)
Hiç geri gelme olur mu?
Çünkü seni görünce koşup boynuna sarılmaktan korkuyorum.
Çünkü yeniden ümitlenmek istemiyorum.
Çünkü yine herkesin işime burnunu sokmasını istemiyorum.
Çünkü bir sefer daha ölmek istemiyorum.
Çünkü geçmişin karanlığında boğulmak istemiyorum.
Zaten güneşim yok.
Tuhaf bir loşluk içindeyim.
Belki bundandır renkli renkli giyinmeye başlamam.
Belki bundandır sade evimi rengarek eşyalarla doldurmaya başlamam.
Belki bundandır çiçek yetiştirebiliyor olmama şaşırmam...
ADAM
Sevip de söyleyemediğim şarkılar var
Bir dizesini asla hatırlayamadığım şiirler
Keşke,keşke o ben olsaydım dediğim hikaye kadınları
Düşlerim var...
Uyandığımda yalnızca başını hatırladığım,
Ve asla sonuna kadar görmeyi beceremediğim
Bir adam var düşümde,tam dokunacakken uyandırıldığım
Bir adam,sonumuzun ne olacağını hiç öğrenemediğim
Düşümde bir adam var,benim mi bilemediğim
Bir adam var diyorum,düşünüp düşümden ayrı kaldığım...
Durup da söyleyemediğin adımsa
Gizli kapaklı
Sevda türküleri tuttursam da ben
Telli duvaklı, yanıma
Korlar mı adam seni?
Koparıp acıtmazlar mı beni?
Nafile yanar elim dudağım
Seni bana yar ederler mi?
Yanıma korlar mı adam seni?
Koparıp acıtmazlar mı beni?
Nafile yanar elim dudağım
Seni bana yar ederler mi?
Durup da söyleyemediğin adımsa
Gizli kapaklı
Sevda türküleri tuttursam da ben
Telli duvaklı,yanıma
Korlar mı adam seni?
Koparıp acıtmazlar mı beni?
Nafile yanar elim dudağım
Seni bana yar ederler mi?
Yanıma korlar mı adam seni?
Koparıp acıtmazlar mı beni?
Nafile yanar elim dudağım
Seni bana yar ederler mi?
Yağmur bulutu unutursa
Dalında çiçeği kurutursa
Yar benden utanırsa
Düşündüm düşümden ayrı kaldım
NOT: Bir türlü emin olamadım. Sibel Alaş kendi mi yazmış?
Perşembe, Eylül 22, 2016
Perşembe, Ağustos 25, 2016
Bir mektup yazdım bugün asla gönderemeyeceğim ama yazdığım kişinin gördüğü...
Dışarıda deli gibi yağmur yağıyor. Sesini duymamak için saatlerdir sesi sonuna kadar açık bilgisayarımda saçma sapan birşey seyrediyorum. Erken uyurum belki diye çay da demlemedim. Sonra o muhteşem toprak kokusu bütün salonu kapladı. Marketten almam gereken bir sürü gereksiz şey geldi aklıma sürekli kapının önünde duran terliklerimle sokağa fırlamak için. Hepsini geçiştirdim ama içimden gelen sesi durduramadım. Sonunda bilgisayarımı kaptığım gibi balkona attım kendimi anne. Büyük ihtimalle birazdan ayaklarımı da sarkıtırım balkondan yağmurla ıslansın diye.
Anne ben ne zaman normal insanlar gibi davranacağım? Ne zaman içimden gelen saçma seslere aldırmamayı başaracağım? Ne zaman her yaz yağmuru sonrası hastalanmayacağım? Ne zaman rüzgarlı havalarda yürüme isteğimden vazgeçeceğim? Ne zaman tek bir şehirde sadece bir şehirde bir tanecik evim olacak? Artık anlatırken dinleyenler "evim" dediğimde nereyi kastettiğimi anlayamıyorlar anne, biliyor musun?
Yağmur gittikçe hızlanıyor. Koku gittikçe daha da sarıyor her yanımı. Sahi anne artık sen de böyle kokuyorsun değil mi? Boşuna aslında her parfümeriye gidişimde, çocukluğumda sürdüğün parfümü varsa bulup koklamam. Almaya cesaret edemiyorum. Sadece kokluyorum. Üstüne kimbilir kaç parfüm değiştirdin. Hatta hala sakladıklarım var parfümlerinden ama o ben çocukken kullandığını hiç unutamadım. Şimdi açık bir yer olduğunu bilsem hiç düşünmeden gider, alıp gelirim. Evin her yerine sıkarım ki gittikçe içimi acıtan toprak kokusunu duymayayım.
Anne aslında bu hafta çok güzel bir hafta oldu benim için. Pazartesi sabahı menekşemin tomurcuk verdiğini farkettim. Biliyor musun anne sen gittikten sonra bütün menekşelerin teker teker öldü. Çok uğraştık hepsi için ama olmadı. Hatta çok güzel menekşe yetiştiren bir arkadaşıma anneler günü için aldığım menekşe bile öldü. Dokuz yıldır sürekli menekşe yetiştirmeye çalışıyorum. Sonunda başardım.
Anne galiba markete gitmek için geçerli bir neden buldum. Yumurta az kalmış evde. Evet beş tane pek az sayılmaz. Evet hala sevmiyorum. Haftaiçi de evde kahvaltı yapmıyorum. Evet. Yağmur dinmeden gitmem gerek biliyorsun değil mi? Aslında tüm bu anlattıklarımı ve anlatamadıklarımı da biliyorsun değil mi?
Seni çok özledim. Bu gece rüyama girsene.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)