Perşembe, Ağustos 25, 2016

Bir mektup yazdım bugün asla gönderemeyeceğim ama yazdığım kişinin gördüğü...


Dışarıda deli gibi yağmur yağıyor. Sesini duymamak için saatlerdir sesi sonuna kadar açık bilgisayarımda saçma sapan birşey seyrediyorum. Erken uyurum belki diye çay da demlemedim. Sonra o muhteşem toprak kokusu bütün salonu kapladı. Marketten almam gereken bir sürü gereksiz şey geldi aklıma sürekli kapının önünde duran terliklerimle sokağa fırlamak için. Hepsini geçiştirdim ama içimden gelen sesi durduramadım. Sonunda bilgisayarımı kaptığım gibi balkona attım kendimi anne. Büyük ihtimalle birazdan ayaklarımı da sarkıtırım balkondan yağmurla ıslansın diye.

Anne ben ne zaman normal insanlar gibi davranacağım? Ne zaman içimden gelen saçma seslere aldırmamayı başaracağım? Ne zaman her yaz yağmuru sonrası hastalanmayacağım? Ne zaman rüzgarlı havalarda yürüme isteğimden vazgeçeceğim? Ne zaman tek bir şehirde sadece bir şehirde bir tanecik evim olacak? Artık anlatırken dinleyenler "evim" dediğimde nereyi kastettiğimi anlayamıyorlar anne, biliyor musun?

Yağmur gittikçe hızlanıyor. Koku gittikçe daha da sarıyor her yanımı. Sahi anne artık sen de böyle kokuyorsun değil mi? Boşuna aslında her parfümeriye gidişimde, çocukluğumda sürdüğün parfümü varsa bulup koklamam. Almaya cesaret edemiyorum. Sadece kokluyorum. Üstüne kimbilir kaç parfüm değiştirdin. Hatta hala sakladıklarım var parfümlerinden ama o ben çocukken kullandığını hiç unutamadım. Şimdi açık bir yer olduğunu bilsem hiç düşünmeden gider, alıp gelirim. Evin her yerine sıkarım ki gittikçe içimi acıtan toprak kokusunu duymayayım.

Anne aslında bu hafta çok güzel bir hafta oldu benim için. Pazartesi sabahı menekşemin tomurcuk verdiğini farkettim. Biliyor musun anne sen gittikten sonra bütün menekşelerin teker teker öldü. Çok uğraştık hepsi için ama olmadı. Hatta çok güzel menekşe yetiştiren bir arkadaşıma anneler günü için aldığım menekşe bile öldü. Dokuz yıldır sürekli menekşe yetiştirmeye çalışıyorum. Sonunda başardım.

Anne galiba markete gitmek için geçerli bir neden buldum. Yumurta az kalmış evde. Evet beş tane pek az sayılmaz. Evet hala sevmiyorum. Haftaiçi de evde kahvaltı yapmıyorum. Evet. Yağmur dinmeden gitmem gerek biliyorsun değil mi? Aslında tüm bu anlattıklarımı ve anlatamadıklarımı da biliyorsun değil mi?

Seni çok özledim. Bu gece rüyama girsene.

Hiç yorum yok: