Çarşamba, Şubat 27, 2013

Yeni Hayattan Merhaba

Biliyorum çok daha önce yazmam gerekiyordu belki. Çünkü çok özel zamanlardan geçiyordum. Ancak o kadar tuhaf bir yoğunluktu ki kendimi toparlayamadım bir türlü. Buraya geleli bir ayı geçti sanırım. Zaman yine tuhaf bir hıza ulaştı hayatımda. Çok güzel, çok heyecanlı zamanlar geçirdim. Çok büyük hayal kırıklıklarına da uğradım. Onu aylar sonra belki açıklayacağım. Artık bir evim, bir ev arkadaşım, bir işim, iş arkadaşlarım, değişik sorumluluklarım var. Bunların hepsi o kadar heyecan verici ve yeni ki. Her şey yeni hayatımda. Şehir, evim, insanlar… Sadece ben eskiyim bu yeni hayatta ve ilginç bir şekilde ben de yenileniyorum. Daha az takıntılı bir insan oldum. Biraz daha aldırmaz ve biraz daha sözünü sakınmaz. Seviyorum bu yeni Zeynep’i. Genelde çok neşeli. O dip noktaları çok nadir yaşıyor belki de gerçek sorunlarla karşılaştığından beri bunlara aldırmıyor.

Yeni hayatıma gelirken birçok alışkanlığımı da yanımda taşıyacağımı düşünüyordum ama bu noktada yanılmışım. Çok az bir kısmını taşımışım- ki iyi de etmişim. Dedim ya bu yeni Zeynep’i sevdim ben. Haftasonu bile sabahları erken uyanabilmek en yadırgadığım yeni özelliğim. Bir de bazı insanlara “hayır” diyebiliyorum. Garip ama gerçek.

İlk günlerimi, ilk dersimi, öğrencilerimi daha sonra detaylı bir şekilde anlatacağım. Ancak şimdi sayısı çok azalmış olan eski alışkanlıklarımdan birinden daha kurtulma zamanı geldi. Biliyorum daha önce de defalarca kendimden bu kadar emin, boyumdan büyük cümleler kurdum. Yine kuruyorum ama terk edeceğim eski alışkanlığım bu değil maalesef. Henüz o kadar köklü bir değişim yaşamadım.

Küçük Mucizem; seni buradaki hayatıma da almak büyük bir hataydı belki. Ama o ilk günlerin şaşkınlığında bir de senin yokluğunu hissedemeyecektim. Bu dönemde bana o kadar destek oldun ki yine. Tabii zaman zaman beni delirttiğin de oldu. En sonunda her şey yolunda derken yine büyük bir arıza çıkardın. Yine aynı şeyi söylüyorum. Çok yoruldum artık Küçük Mucizem. Seni sevmekten vazgeçmiş falan değilim ama artık bu durumu kaldıramıyorum. Şimdi anlamayacaksın “ne yaptım ki” diye. Muhtemelen kendini affettirecek sevimli bir şeyler yapacaksın (en azından ben öyle umut etmek istiyorum) aynı zamanda kuyruğunu dik tutarak. Senin her halini bilmek tuhaf bir durum. Ama bu sefer farklı olsun istiyorum. Defalarca kovdun beni, başından savdın, pişman oldun, yüzsüzlük yaptım ve sürekli yeniden yeniden başladık. Dedim ya bu sefer öyle olsun istemiyorum. “Diğerlerinden ne farklı” diyeceksin şimdi. Farkı var canım. Çünkü artık hayatıma girmek üzere olan bir adam var burada. Hayat çok kısa Küçük Mucizem. Daha fazla bekleyemeyeceğim. Şimdi onun için güzel bir isim bulmak lazım ki senin adının altında ezilmesin. Tuhaftır ki aklıma seninki kadar güzel bir isim gelmiyor. Buldum! “Güzel gülümseyen adam”. Nasıl? Evet sırf seni yaralasın diye verdim bu adı. Çünkü en az senin kadar güzel gülümsüyor. Güzel Gülümseyen Adam’da gerçek heyecanı görüyorum. En güzel yanı bunu saklamak için uğraşmıyor olması. Benimle konuşurken sağa sola çarpıyor, koridorlarda karşılaştığımızda selam verdiğimde kekeliyor, binanın öbür ucundan anlamsızca el sallıyor. En güzeli de tüm bunları yaparken o boncuk gözlerini gözerime dikiyor ve gülümsüyor. Çok güzel gülümsüyor. Bilirsin Küçük Mucizem gülümseme benim için çok önemlidir. Gerçekten çok güzel gülümsüyor. Anlatsam kendisini, seni tarif ettiğimi sanırsın ama neyse ki hali tavrı sana benzemiyor. Gerçi görünüşte de sana benzemiyor. Yalnız bazı fiziksel özellikleriniz yakın. Bilmiyorum merak ediyor musun ama anlatmayacağım. Bunu bilsen de bilmesen de artık çok bir önemi yok Küçük Mucizem. Sensiz ilk günler zor geçer dedim ama öyle bir yoğunluğun içine düştüm ki algılayamadım bile. Yavaş yavaş fark ediyorum ama Güzel Gülümseyen Adam her geçen gün biraz daha ilerleme kaydettiği için çok da sarsılmıyorum. Ben gidiyorum Küçük Mucizem. Bu sefer senin sözünü dinliyorum ve gidiyorum. Hoşça kal…