Zaman yolculuğunda gibiyim son günlerde. Biliyorum bir daha Candaş'tan bahsetmeyecektim. Öyle tuhaf günler yaşıyorum ki son zamanlarda öyle tuhaf tesadüfler geliyor ki başıma kendimi alamıyorum Candaş'ı düşünmekten. Candaş'ım, canımın yarısı, benim eksik parçam, ruh eşim... Berna nasıl da kızardı "Ruh eşim ama o benim" dediğimde.
Bu sabah uyandığımda telefonumu ve internetimi kontrol edip de mesaj gelmediğini gördüğümde birden aklıma geldi ve gözlerimden yaşlar akmaya başladı. "Doğrusu harika bir hafta başlangıcı" diye geçirdim içimden. Zamanla haklı olduğumu görmek kadar beni üzen bir şey yok bugünlerde. Haklıymışım işte. Ayrıldıktan sonra diyordum ki "Bir daha asla öyle birini bulamayacağım. Beni o kadar anlayan başka bir insan yok bu dünyada." Yine haklı çıktım. Ruh eşimdi benim o. Ne Küçük Mucizem ne de şimdiki sevgilim (hala kendisine bir isim bulamadım sanırım)... Neyse neden böyle karşılaştırmalara giriyorum ki anlamsız yere.
Katiller suç mahallerine dönerlermiş ya hep ben de sana dönüyorum Candaş. Öyle çok şey öğrenmişim ki senden. Yaşarken de farkındaydım ama eksikliğini hissettikçe burnumun direği sızlıyor desem yeridir. Senin kadar yoğun iş temposu olan bir insan görmedim ben. Senin kadar kritik bir noktada çalışan birini tanımadım ben. Ama biliyorsun en çok o toplantılara girerken haber vermeni, toplantıda gizli gizli mesaj göndermeni, toplantı biter bitmez yeniden o harika umut dolu cümlelerini sıralamanı sevdim senin. En çok da onları özledim. Uyuyamadığım gecelerde ertesi günkü o önemli işlerini hiçe sayıp uyumam için uğraşıp, benim için dua etmeni özledim. Hiç görüşemezdik ama hep yanımda olduğunu hissettirmeni özledim. Öyle yalnızım ki!
Biliyor musun memleketine yakın bir yere taşındım ben. İşin tuhaf yanı burada sana çok benzeyen bir iş arkadaşım var. Emekliliğinden sonrası için yaptığımız planları hatırlıyorsun değil mi? İşte benzerin emekli olmak üzere. Bir de oğlu var. Herşey seninle planladığımız yedi yıl sonrası gibi. Ne zaman karşılaşsak içim ürperiyor. Oturup oğlundan bahsediyoruz. Siyasi görüşü de sana benziyor, düşünce yapısı da. Öyle sen ki! Lanet olsun. İşte bu yüzden zaman yolculuğunda gibiyim. Yedi yıl sonraya ulaştım. Ama sen dublörünü yollamışsın. Bunları okuyor musun bilmiyorum ama okuyorsan üzülme. Kendim ettim kendim buldum. Belki de kulak asmamalıydım, belki de seni zorlamalıydım. Herneyse işte. Şimdi buradayım. Dublörün ve yalnızlığım... Sevgiden, şefkatten uzakta, bu ücra şehirde tek başıma.