Salı, Aralık 20, 2011

Hoşçakal Candaş

Ne çabuk "hoşçakal" diyeceksiniz şimdi değil mi? Bundan sonra böyle işte. Bazı şeylerin esrarengiz kalması daha iyiymiş. Yalanla başlayan birşeyin sürmesine gerek yoktur. Hele ki ard niyetli olmaya uygun bir yalansa hiç düşünmemek gerekir. Oysa ki Candaş sen ilerlemiş yaşınla, olgunluğunla, bilginle, tecrübenle bana ihtiyacım olan şevkati verebilecek yegane kişiydin belki de. Belki de ben öyle olsun istemiş öyle hayal etmiştim. Ama sen de kocaman bir yalanmışsın. Artık neden şaşırmıyorum acaba. O kadar yoruldum ki. Yoksa bunu da senin yanına bırakmazdım Ahmet ve Mehmet'e ya da diğer dumb&dumber vakasında yaptığım gibi. Sadece tecrübenden yararlanmaya yönelik çalışmalarda bulunabilirim. Yoksun artık benim için ama bunun nedenini asla bilemeyeceksin. Belki söylediğin yalandan sanacaksın ama o yalanın öyle farklı bir yerinde ki neden, bunu bulabilmen daha doğrusu düşünebilmen mümkün değil. O güzelim bir çift göze hiçbir şey olmasın yeter. HOŞÇAKAL!! (Artık bunu yazmak hiç zorlamıyor beni.)

Hiç yorum yok: