Pazar, Kasım 06, 2011

Bayram sabahı

Ahhhhhhhhhhhh ah! nerede o eski bayramlar!!! klişesi her zaman komik ve biraz da anlamsız gelmiştir. Çok doğal değil midir zaman geçtikçe, herşey değiştikçe toplumsal ritüellerin de değişmesi, günün şartlarına uyması. Herşey değişiyor sonuçta ve alışkanlıkların da değişmesi kaçınılmazdır. Ancak bu bayram sabahı, kendimi çok değil 10-15 yıl önceki bayram sabahlarını düşünürken bulunca anladım ki "nerede o eski bayramlar" klişesi değişimin nasıl olduğuna ya da değişime karşı değil sadece geri gelmeyeceğini bilse de insanın geçmişe olan özleminden kaynaklanıyor. Yoksa "değişmesin herşey eskisi gibi olsun" diye bir serzeniş değilmiş. Basit bir özlemmiş. Bu sabah özleyince anladım.

Sabah zorla erkenden kaldırılmak, bayramlık denen o her zamankinden süslü püslü kıyafetleri giymek, saçlar, makyajlar... Bunlar yine iyi. Bir de bayram öncesi var ki evlere şenlik. Şuursuzca kendini kaybederek yapılan dip köşe temizlikler, tatlılar, sarmalar, yemekler... Arife günü akşamı yorgun argın girilen banyo. Sonrası tam bir şölen. Anneannedeki büyük kahvaltı sofrası, kuzenler, dayılar, yengeler.. Herkes sağ. Herkes neşeli. Çocuklara bayram harçlıkları... Gelenlere ikram edilen tatlılar. Bitmek bilmeyen sohbetler. Kuzenlerle birlikte geçirilen sonsuz eğlenceli saatler... Akşamüzerine doğru ayrılma ve bir başka sölene yolculuk. Babannelerde daha büyük bir kalabalık. Daha seyrek görüşülse de yine kuzenlerle çok keyifli saatler. Normalde yiyemediğim kuzu etinin o karabiberli eşsiz tadı. O lezzeti başka biryerde bulamadım hiç. Bulacağımı da sanmıyorum. O kalın duvarlı evin güzel serinliği... Güzelmiş bee! Demek ki herşey zamnında yaşanıyormuş. O zaman şimdi de bugünün tadını çıkarmak ve doyasıya yaşamak gerekiyor yeni bayram sevincini, hala arayacağım gideceğim büyüklerim varken. Tatil hayat boyu yapılabilir ama bugünler geri gelmez.

Hiç yorum yok: