Cumartesi, Kasım 17, 2012
Sana Söyleyemediğim Şeyler
Gecenin şu saatinde, ertesi sabah erken kalkmam gerekmesine rağmen, belki de laf olsun diye söylediğin bir şeyi düşünüyorsam; bu artık hayatımda önemli bir yer tutmaya başladığını gösteriyor. Ne kadar dirensem de bunu kabullenmem gerektiğini biliyorum. Önce durumu anlamalıyım ki sonra gerçek bir çözüm üretebileyim.
Sanki her şey ortada değilmiş gibi! Hadi durumu sapta bakalım Zeynep! Gün gibi ortada işte. Aynı hatayı yapıyorsun. Yine aşık oldun sırılsıklam. Evet durumu saptadım. Büyük ihtimalle bunu sen de biliyorsun zaten. Ne derecede olduğunu bilmiyorsun ama biliyorsun işte. Saçma sapan bir şekilde her şeyi de göze almış durumdayım bunu da öğren. Ama benim bu saçma halim olayı karmaşıklaştırmaktan başka bir işe yaramıyor değil mi?
Dengesizsin. Ne zaman ciddi olduğunu ne zaman şaka yaptığını bilmiyorum. Diğerlerinden farklıyım senin için. Onu anladım hele şükür. Ama bunu bilmek de bir işe yaramıyor. Aslında yapmam gereken şey çok basit. Çekip gitmeliyim. Candaş olayından sonra çekip gitmekten korkar oldum. Bunun da farkındasın. Bırakamayacağımı da biliyorsun. O zaman neden böyle davranıyorsun? Bunu bana neden yapıyorsun onu anlamıyorum. Sana oyun gibi geliyor belki. Kim bilir belki de şu yoğunluğunun içinde seni gülümseten, oyalayan pek de önemsemediğin biriyim. Ama buna da katlanamıyorum. Ne bunu ne de bunun aksini tamamen kanıtlayacak bir ipucu vermiyorsun. Son bir haftada ne değişti de böyle oldu? Bilmiyorum. Neden böyle dengesizsin çözemiyorum. Belki de çözmem gerekmiyor. Yapmam gereken tek şey çekip gitmek. Ama lanet olsun ki gidemiyorum. İşin en kötü yanı da bunu biliyor olman. Şimdi bu durumda sen beni köşeye sıkıştırmış oluyorsun değil mi? Ama köşeye sıkıştığımda ne kadar saçmalayabileceğimi bilmiyorsun. Yapma bunu bana. İşi inada bindirme ki sonuç Hulki gibi olmasın. Ya da çivi çiviyi söker moduna sokma beni. Yok eğer gerçekten beni benim dilediğim gibi önemsemiyorsan bunu da göstermekten çekinme. Gerçi bu gece biraz gösterdin ama yarın ne yapacağını bilmiyorum ki. Ya da öbür gün.
Beni en çok delirten yerden saldırıyorsun. Dengesiz davranıyorsun. Sana bunun senin için ne anlama gelmesi gerektiğini söyleyeyim. Elinde pimi çekilmiş bir el bombası taşıyorsun şu anda. Ya zamanla gücünü kaybedeceksin, o güzel ellerin uyuşmaya başlayacak ve tutamayacaksın o bombayı; ya da pişman olup bombadan kurtulmaya karar vereceksin ama pimi çoktan çekildiği için iş işten geçmiş olacak.
Bu yazdıklarım tehdit değil. O kadar çıldırmadım henüz ama sabrımın sınırlarındayım. Bilmeni istedim. Sana karşı hep açık davrandım. Yine aynı şeyi yapıyorum. Tamamen savunmasız, tamamen olduğum gibiyim. Bunu nasıl yaptım hala aklım ermiyor ama bir şekilde yıllar sonra bana bunu yaptırdın. Demek ki çok özelsin benim için. Ama yorgunum artık ben. Daha ne kadar dayanırım bilmiyorum. Lütfen gitmeme izin verme. Bir kez olsun denemeden gitmeme izin verme. İkimizin de içinde ukde kalmasın. Fazla zamanımız yok biliyorsun. Sana asla söyleyemeyeceğim belki ama burada yazabilirim. Seni çok seviyorum. Gitmeme izin verme geçen sefer yaptığın gibi. Sakın izin verme. Yoksa yokolurum, kaybolurum, paramparça olurum. Seni seviyorum…
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder