Pazar, Şubat 12, 2017

Özlemek Üzerine...



Az önce bir arkadaşımla konuşurken bana özlemenin en gerçek en yoğun duygu olduğunu söyledi. Bir an için acaba özlemek üzerine olumlu birşeyler düşünebilir miyim diye aklımdan geçirdiysem de bir dakika bile sürmedi.

Özlemekle geçen bir ömür. Özlemin akla gelip gelmeyeceği ya da gelemeyeceği tüm versiyonlarını, kombinasyonlarını her ne denirse işte; hemen her çeşidini yaşamış/hisssetmiş biri olarak çok uzun sürmedi tabii. Oysa ben de isterdim aslında en gerçek ve yoğun duygu diye düşünüp böyle gerçek duyguları hissedebiliyorum diye sevinebilmeyi. Kırk yaşındayım ve bir şeyleri, bir yerleri, birilerini ya da yaşanmışlıkları özlemediğim nadir zamanlar var hayatımda. Belki de gerçekten kendimi mutlu hissettiğim zamanlar.

Çocukluktan beri özlediklerimi saymaya kalkışsam (ki başarabileceğimden emin değilim) ne kadar süreceğini tahmin bile edemiyorum.

Şimdi nereden çıktı bu özlemek? Bir süre önce rüyalarımda başlayan ve bir gün aniden derin bir burun direği sızlaması ile tetiklenen zincirleme farkındalık durumu diye toparlayabilirim (ki sanırım toparlayamadım).

Herşey sabahları uyandığımda ilk bir kaç saniye yüzüme yerleşen gülümsemeler ile başladı (evet o ilk birkaç saniye gerçekten çok olumlu göründü burada). Sabahları gülümseyerek uyanıyordum çünkü rüyamda İzmir'de geziyor oluyordum. Ya Şirince'deydim manzarayı seyrediyordum, ya Doğa Cafe'de (yıllarca bıkmadan usanmadan tüm organizasyonları ve buluşmaları gerçekleştirdiğimiz yer) arkadaşlarımla sohbet ediyordum ya evimizde ailece yemek yiyorduk ya da İzmir'de herhangi bir sokakta yürüyordum. Nerede olduğumu anlayana dek süren tuhaf gülümseme ve sonra lanet şehirde sıradan bir iş gününe başlangıç.

Bir daha asla göremeyeceğim insanların özleminden bahsetmiyorum bile. İşte bu yüzden kimse bana özlemenin ne kadar güzel olduğunu söylemesin. İşin en kötü yanı da herşeyden uzak, tüm özlediklerimden uzak bu lanet olası şehirden ayrılınca burada da özleyecek şeyler bulabileceğimi bilmek. Hastalıklı bir ruh hali belki de özlemek. Kimbilir...

Hiç yorum yok: