Yeni kararlar aldıktan sonra uyandığım ilk sabahta hava günlük güneşlikti. Üzerimden yılların ağırlığını atmış gibiydim. Her zamankinden daha çabuk hazırlanmıştım ve üstüne üstlük güzel de hissediyordum kendimi. Bir de "günaydın" mesajı almıştım bir arkadaşımdan evden çıkmadan önce. Daha ne olsundu. Keyifle başlayan gün öyle devam ediyordu ta ki birşeylerin farkına varana kadar.
Herkes gerçekten çok mutluydu. Herkesin hayatı rayına oturuyordu. Daha da önemlisi herkesin hayatında birileri vardı. En önemlisi de Güneş'in hayatındaki kadın gittikçe yerini perçinliyordu. Ben ise son on yıldır aldığım kararları alıp alıp vazgeçiyordum. Sadece yaşadığım şehir, arkadaşlarım ve ilgi alanlarım değişiyordu hayatımda. Hala elde ettiğim başarılardan, sosyal hayatımdaki güzelliklerden bihaber kendi kendime çırpınıyordum. Tüm alınan o kararlar, o mutluluk, o enerji yokolup gitmişti sanki. Neden? Çünkü Güneş'in sevgilisi gelmişti. Eeee hani umurumda değildi! Şu anda önemli olan eski erkek arkadaşım ve Küçük Mucizemle bir ay sonra karşılaşmamdı. Hani onlar görürdü gününü. Hani çok farklı gitmeliydim. Hani şöyle olacaktı, böyle olacaktı...
Artık gerçeklerle yüzleşmem gerekiyordu. Güneş ve ben asla birlikte olamayacaktık. Daha da kötüsü o benim beklediğim gibi pişman olmayacaktı asla. Beni farketmeyecekti bile. Ve belki de o sevgilisiyle evlenecekti. Evet benim tasarladığım "mutlu son" bu değildi. Mutlu bir son olabilirdi bu; ama buradaki "mutlu"lardan birinin ben olmadığım kesindi. Bu sefer fena toslamıştım gerçekten. Duvara o kadar büyük bir hızla çarpmıştım ki değil kemiklerim her zerrem dağılmıştı. Kazısan duvardan çıkmayacak kadar minik parçalara ayrılmıştım.
Çok klasik olacaktı ama önümde iki yol vardı. Bu sefer gerçekten bir yol ayrımına gelmiştim. Ya hayal aleminde yaşamaya devam edecek ve Güneş'in bir gün hatasını anlayıp geri döneceğini düşünüp günümü gün edecek, ara sıra yüzeysel değişim kararları alacak, kısa süreli diyetlere başlayacak ve yerimde sayacaktım ya da bir önceki gün aldığım kararlara sıkı sıkıya bağlanacaktım.
Aslında Başak'la konuşmam gerekiyordu. O her zaman benim bir gün gerçekten kararlarıma bağlı kalıp esaslı bir değişim yaşayacağıma inanırdı. Benden çok inanırdı. Ve benim tam da şu anda buna inanmaya ihtiyacım vardı.
Hazır yol almaya başlamışken başa dönemezdim yine. Artık kırk yaşına girmiştim ve birşeyler yapmam gerekiyordu. Böyle de devam etmemeliydim. Hikaye böyle başladı aslında...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder