Cuma, Mayıs 02, 2014

İsimsiz Adama Mektup


Sana bir mektup yazmak istedim. Okuduğunda senin bile sana yazdığımı anlayamayacağın ve mektubun yazıldığı kişinin yerinde olmayı isteyeceğin. Belki de sana verdiğim değeri anlayamadığın için senden bunun acısını mı çıkarmak istiyorum. Bilemiyorum. Ama artık bilmeni istediğim, daha fazla içimde tutamayacağım şeyler var.

Biliyor musun seninle tanıştıktan sonra hayatımda ilk kez "keşke daha yaşlı olsaydım" dedim. Benim yaşımda olan hiçbir kadın bunu söylemez. Hatta içinden bile geçirmez.

Seninle tanışıp da senden etkilenmeye başladıktan sonra hayatımda ilk kez "keşke daha uzun olsaydım" dedim. Bu bir derece anlaşılabilir birşeydi belki ama ya hayatı boyunca hiçbir zaman parada, güçte ya da ünde gözü olmayan benim "keşke çok param olsaydı, keşke işimde çok başarılı ve ünlü olsaydım" dedim. Bu ne demek sen biliyor musun? 36 yıl boyunca inandığın tüm değerleri reddetmek demek. Herşeyin alt üst olması demek (yaşımı küçültmüyorum. Tanıştığımız zamanlarda hemen hemen 36 olmuştum).

Hayatımda ilk kez ben "neden daha güzel değilim ben" diye aynanın karşısına oturup hüngür hüngür ağladım.

Hayatımda ilk kez bir sürü şey oldu. Dünyanın neredeyse en alıngan insanı olan ben seninle tanıştıktan sonra en azından sana karşı alınganlıklarımı önce önemsememeye sonra da alınmamaya başladım. Bunu çok iyi becerememiş olabilirim. Yoksa şimdi bu satırları sana yazıyor olmazdım. Yine de büyük değişimler yaşadım seninle tanıştıktan sonra. Hiçbirinden şikayetçi değilim aslına bakarsan. Belki daha güzel değilim ama şimdi iş konusunda daha başarılıyım. Daha kolay iletişim kuruyorum insanlarla; seninle bağlantı kurabilmek için o kadar çok kişiyle iletişim kurmak zorunda kaldım ki artık alıştım.

Her zaman dürüsttün bana karşı biliyorum. Ama bir kez yalan söyledin sanırım. Bana demiştin ki "Gönül bağı diye birşey var. İnsanlar birbirlerini sevdikten sonra aradaki mesafeler önemli değildir" Madem öyleydi biz neden koptuk şimdi?

Geçen gün doğum günündü. Hiçbir şey yapmadan öylece geçirdim tüm günü. Öyle anlamlı bir gündü ki daha da anlamlandırmaya gerek görmedim. Bilmem eksikliğimi hissettin mi?

Bunları neden yazdım bilmiyorum. Mutsuz muyum? Hayır. Aksine mutluyum. "Pamuk Sevgilim" var hayatımda. Yeni bir işim ve alışmayı başardığım yeni bir hayatım var. Yepyeni ve şimdiden geniş sayılabilecek bir çevrem var bu şehirde. Yeni alışkanlıklarım, yenmeye başladığım korkularım var. Yalnız arada bir boğazıma gelip bir yumruk gibi yerleşen, nefes almamı güçleştiren tuhaf bir şey var. Senin yokluğun sanırım bu. Arada farkına vardığım ve kısa sürede kurtulmayı başardığım. Ama artık o da olsun istemiyorum. Belki de bu mektubu o yüzden yazıyorum.

Okusan bile bunu senin için yazdığımı bilemeyeceksin. Belki okurken keşke ben olsaydım diyeceksin. Adını hiç anmıyorum ve de anmayacağım. Yalnız ilk defa hissettirdiklerini de hiçbir zaman hayatımdan atamayacağım. Varsın olsun. Yeter ki şu boğazıma yerleşen yumruk hissinden kurtulayım; bana yeter.




Hiç yorum yok: