Cuma, Şubat 10, 2012

Şizofren sohbetler-1 ("ben", "ben"e karşı)

Bu çaresizlik, bu hüzün, bu sürekli ağlamaklı duruş ne büyük bir sefillik. Kendimi bu halde bulduğumda kendimden tiksiniyorum bazen. Ufacık bir ilgi için çırpınıp durmak, herşeyi kıskanmak... Neler oluyor böyle. Neden?

Ne oldu? Hani sen herşeyi yapabilirdin istersen. Dünyayı yerinden oynatabilecekmişçesine gelen o aşırı özgüvenine ne oldu? Küçücük bir fiskeyle dağıldı değil mi? Sen bu'sun işte! Bu kadarcıksın!

Açık verdiğin tek bir noktan var. Sadece Akhilleus topuğun var ve tüm darbeleri oradan alıyorsun. Öyle hassas bir nokta ki onu da tamir edemiyorsun. Aldığın her darbe neredeyse öldürücü oluyor. Ne zaman kurtulacaksın bundan? Tüm hayatını ziyan ediyorsun tek bir savunmasız yerden. Ayağını kesip atsan daha iyi. Kendine gel artık!!! İnsanları gözünde büyütmekten vazgeç. Vazgeç ondan hadi noolur :(( Görmüyor musun sonunu? Hatta senin kendi sonun bile olabilir. Yapma. Gel yol yakınken vazgeç.

Yapamıyorum. Anlamıyorsun beni. Yapmak istemez miyim sanıyorsun. Nasıl debelendiğimi bilseydin böyle konuşmazdın. Bataklık gibi. Uğraştıkça batıyorum. Elimden birşey gelmiyor işte. Vazgeçemiyorum. Evet Akhilleus topuğum benim. Onu da seviyorum. Ben böyleyim. Değişemiyorum çok fazla. Bu kadar oluyor. Ya böyle kabul et beni ya da çek git hayatımdan. Sürekli söylenip durma başımda. Ben de görüyorum herhalde kendi ellerimle kendi sonumu hazırladığımı. Salak değilim herhalde. Uğraşıyorum işte!!

Hiç yorum yok: