Bu aralar içimde çok şey biriktirmiş olmalıyım ki sürekli yazmak istiyorum. Yazdıkça da ağlıyorum. Ağladıkça da rahatlıyorum. Galiba iyileşiyorum.
Bunca zaman sonra aklıma gelişin çok ilginç. Eskiden olsa hiç yadırgamazdım. Ama epeydir olmuyordu. Dün akşam telefonla müstakbel sevgilimle telefonla konuşurken hadi birbirimize sorular soralım dedik. Yok efendim hiç yiyemeyeceğin sebze, en çok gitmek istediğin yer falan derken "Eski sevgililerinden gelip çok pişmanım dese hayır diyemeyeceğin birisi var mı" diye soruverdi. Bir an kalakaldım ve onca zaman sonra aklıma sen geldin ilk kez. Bir süre sessiz kaldım. "Düşünüyorum düşünüyorum ama yok" diyiverdim. Çünkü sonuçta sen benim sevgilim değildin. İçim rahatladı yalan söylemedim diye. Konuşmanın ilerleyen dakikalarında kendimi son paylaştığın fotoğrafı seyrederken buldum. Konuşma akıp gitti.
Bugün spor salonunda matın üzerinde dinlenirken ilk kez dinlediğim, sanırım keman ağırlıklı bir parça çalıyordu. Gözlerimi tavana diktim. Hocam diğer salondaki üyelere yapacakları hareketleri anlatıyordu. Çok derinlere dokunmaya başladı parça. Ve düşünmeye başladım. Sahi biz neydik seninle? Türkiye'nin iki farklı ücra köşesinde neden saçma sapan hayatlar yaşıyorduk biz cennet İzmir'de birlikte yaşamak varken. Müzik devam ediyordu. Gözlerimden yaşların süzülmeye başladığını hissettim. Hocamın sesi gittikçe yaklaşıyordu ve matın üzerinde yatmış ağlıyordum. Ter bandıyla gözlerimi silerken içeri girdi ve hiçbir şey olmamış gibi yeni sete başladık.
Böyle olmamalıydı. Ya da olması gereken buydu. Bilmiyorum ama tek bildiğim şey bir gün gelirsen sana "hayır" diyeceğimi düşünmek aptallıkmış. Keşke böyle olmasaydı. Mutlu musun orada sen?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder