Pazar, Ocak 07, 2018

Bilinç uyanmaya başladığında....


Sanırım bu sefer gerçekten sona yaklaşıyoruz. Yeni alışkanlıklarım sayesinde senden kurtuluyorum Güneş. Seni seyrederek dinleyerek saçma sapan geyiklerine katlanmaktansa (ki bir ömür boyu buna razıydım) odama çıkıp kitap okuyorum. Ruhumu besliyorum ruhuma acı çektirmek yerine. Dünya da umurumda değil. Yalnız kalmak da. Yalnızlıktan ölmek de. Benim harika bir iç dünyam var. Onu sana adamayacağım. Herhangi biri ya da herhangi bir şey için adanamayacak kadar değerli ve özel. Yıllar sonunda belki de ilk kez bu kadar huzurlu ve mutlu hissediyorum kendimi. Hayat bana artık daha cömert davranıyor. Ya da ben istemeyi öğrendim. Küçük görünen kocaman dünyamda mutluyum ben. Sonunda mutlu olmak içim kimseye ihtiyacım olmadığını gerçekten kavradım. Üretkenim. Enerjim var ara ara tamamen yokolsa da. Her gün farklı farklı kurabildiğim bir sürü hayalim var benim. Bunları kimseyle paylaşmaya niyetim yok. Benim bunlar. Hepsini yılların deneyimi ve acılarıyla oluşturdum. Tırnaklarımla kazıyarak, sürekli başa dönmek zorunda kalarak ve her seferinde yeniden aynı neşe ve umutla başlayarak başardım bugünlere gelmeyi. Bunları ne senin ne de başkasının yıkmasına, bunlara zarar vermesine izin vermem.

ohhhh! Huzur! Meğer ne kadar da yakınımdaymışsın. Ne kadar da içimdeymişsin. Bugüne kadar farkedemediğim için özür dilerim. Hoş geldin huzur hoş geldin :)


Ağustos 2017

Not: Bu yazıyı zamanında neden yayınlamamışım bir türlü anlayamadım. Büyük ihtimalle ekleyeceklerim vardı. Ama beş ay sonra insan hatırlayamıyor doğal olarak.

Not 2: Gerçekten sonlara yaklaştığım bir dönemde yazmışım sanki. Ne zaman tamamen bittiğini bilmiyorum ama sanırım sonunda kurtuldum artık. Aşkın ömrü kaç yılmış şimdi ihihihihihiiiii

Hiç yorum yok: