Salı, Mayıs 07, 2013
Bir Ayrılık Hikayesi
Geçen gün son zamanlarda yazdıklarımı gözden geçirdim ve çok şaşırdım. Hayatımda bunca değişim, bunca yenilik varken ben sadece Küçük Mucizem’e veda etmişim. Her seferinde veda etmişim ve her seferinde yeniden başlamışız. Hem de bu döngüler gittikçe daha da sıklaşmış. Hiç üşenmeden hepsini okudum ve bir sonuca vardım. Anladım ki ben Candaş’tan ayrıldığım gibi Küçük Mucizem’den ayrılamayacağım. Hayatımda hiç kimseye karşı bu kadar sabır göstermedim. 15 dakika boyunca merdiven kesitinin nasıl alınacağını anlattığım öğrencime bile. Yok o da takdire değen bir performanstı. Bir de anlasaydı ne iyi olacaktı. Neyse.
Anladım ki ben bırakıp da gidemeyeceğim bu sefer. O zaman dedim ki kendi kendime bu böyle sürüp gidecek herhalde. Ama yanılmışım. Hiç aklıma gelmedi Küçük Mucizem’in çekip gideceği hem de hiç beklemediğim bir zamanda. Tam da çok zorlu bir sürece girmişken kariyerimde, hayatımda; birdenbire çekip gitti. İnanamadım bir türlü. Hala da inanamıyorum. Şimdi yok mu yani artık. İçi boş bir çuval gibiyim. Giderken beni de mi götürdü ne yaptı anlayamadım. Deli gibi çalışmam gerekirken, gecenin bir yarısı dışarı çıkıp bira aldım. Keşke ağır bir şeyler alsaydım diyorum şimdi. Ağlayıp ağlayıp fotograflarımıza bakıyorum. İstediğim kadar da ağlayamıyorum. Hala gözüm telefonda haber bekliyorum. İnanamıyorum. Biliyorum ki çalmayacak o telefon. Yani şimdi yok öyle mi? Eeee her şey anlamını yitirdi şimdi. Oysa nasıl da istiyordum kurtulmayı. Hani hafifleyecektim. Hani kendime gelecektim. Hani gerginlik bitecekti. Hani her şeye yeniden başlayacaktım. Hani yük olmaya başlamıştı. Ne oldu Zeynep Hanım? İstediğin şey gerçekleşti işte! Sevinsene! Hadi şarkılar söyleyip kutlasana! Arkadaşlarını arayıp güzel haberi versene! Kutlamaları kabul etsene! Gitti işte. Yok artık. Özgürsün işte tadını çıkarsana! Öylece kalakalırsın işte böyle! İçimden hiçbir şey yapmak gelmiyor. Biliyorum bu gece uyuyamayacağım. Sürekli telefonu kontrol edeceğim. Ama beklediğim şey olmayacak. Uyursam rüyamda göreceğim. Bari mutlu günlerimizi görsem. Mutluyduk biz aslında hep. Kötü anılar ne de çabuk yokoldu. Bir süre sonra tüm anılar silinmeye başlayacak. Sadece yazdıklarım kalacak ve birkaç çok özel anı. Deli gibi ağladığım bu gece silinecek belki ilk önce. Son yolladığım mesaja da cevap gelmeyecek biliyorum. Biliyorum ben de aramayı yediremeyeceğim kendime. Bir süre anlamsız bakışlarla dolaşacağım ortalıkta. Eksikliğini hep hissedeceğim. Günlerce her sabah ilk iş elim telefona gidecek ve saçma sapan sabah mesajlarından birini görmeyi bekleyeceğim. Olmadığını görünce farkına varıp ağlamaya başlayacağım. Mümkün olsa hiç kalkmayacağım o yataktan. Şişmiş gözlerimi alerji diye daha birkaç hafta yutturabilirim okulda. Yığılmış işleri halledecek enerjiyi nereden bulacağım acaba? Hayat bir şekilde devam edecek ama benim için zaman duracak. Burada bekleyeceğim hep seni. Keşke gitmeseydin Küçük Mucizem. Neden gittiğini de anlamadım. Şimdi hiç özlemeyecek misin beni yani? Eksikliğimi de mi hissetmeyeceksin yani? En kötüsü de yakında benim yerimi başkaları mı alacak? Peki ben neden Candaş’ın en sevdiği şarkıyı dinleyip deli gibi ağlıyorum şimdi! En iyisi ben bir daha markete gideyim kapanmadan.
Tam kapıya yönelmişken telefonum çaldı. Gidemedi işte! Sakın bir daha gitmeye kalkışma e mi? Seni seviyorum Küçük Mucizem. Bu son mucizen olsun ve hiç ayrılmayalım. Şimdi kendimi toparlamam lazım. Yarın yığınla yapılacak iş var. Bu yazıyı da bilgisayarımda saklayayım diğer veda yazılarına yaptığım gibi. Müziği değiştirdim hemen. Sezen Aksu ne de güzel söylüyor “seyirlik değil ömürlük olsun” Bana ne Candaş’ın en sevdiği ağlak şarkıdan. Ohhh be!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder